Deyimler ve Hikayeleri – İlginç Deyimlerin Hikayeleri

By | 11 Kasım 2019

Deyimler ve Hikayeleri

Çarşamba Pazarına Dönmek;

Osmanlı Dönemi’nde Çarşamba günleri Fatih Camii’nin avlusundan Yavuz Selim’e kadar uzanan çok uzun bir çarşı kurulurmuş. Bu çarşıda her şey bulunurmuş. Kalabalığı, düzensizliği ve kargaşayı ifade etmek için kullanılan bu deyim bu zamanlardan kalmadır.

Marmara Çırası Gibi Tutuşmak;

Soba tutuşturmak için kullanılan çıralar eski dönemlerde daha yaygın olduğu için ihtiyaçta daha fazlaymış. Tabii çıraların ücreti de kalitesine göre değişirmiş. En kaliteli ve pahalı çıralar ise Marmara Adası’ndan toplanan reçinesi fazla çıralarmış.

Evini Başına Yıkmak;

Osmanlı Padişahları sefer sırasında eğer ki bir vezirini herhangi bir nedenden dolayı azmettirmek isterse vezirin kaldığı çadırın direklerinin sökülmesini emredermiş. Bu, artık vezirin bir hükmü kalmadığı anlamına gelmekteydi.

Üsküdar’da Sabah Oldu;

İstanbul Üsküdar’da 2 camii müezzini sabah ezanlarını okunması gereken vakitten biraz daha önce okurmuş. Amaçları seslerini padişaha duyurmak ve saray müezzinliğine terfi almak. Beşiktaş tarafından ezanı duyanlar uyuklayan kişilere ” Uyan artık, bak Üsküdar’da sabah oldu ” dermiş.

Dingo’nun Ahırı;

Eskiden İstanbul tramvaylarını çeken atların buluşma noktası ve atların bekletildiği yer Taksim’de bulunan büyük bir ahırdı. Bu ahırı ise Dingo adındaki bir Rum vatandaş işletirmiş. Gelip, geçenin belli olmadığı yer için kullanılan bu deyim buradan gelmektedir.

Çil Yavrusu Gibi Dağılmak;

Çil keklik adındaki bu kuş sülüngiller familyasından olup kısaca isimleri Çil olarak bilinmektedir. Bu kuşların dişileri, yavruları doğduğunda böcek bulabilmesi için onları tahıl alanlarına götürür. Böcek arayan yavru kuşlarsa dört bir yana dağılırlar. Bu deyimin hikayesi de buradan gelmektedir.

Ateş Almaya mı Geldin;

Eskiden çakmak ve kibrit olmadığı için ateş yakımında genellikle çakmak taşı kullanılırmış. Fakat bu iş zahmetli olduğundan komşuya gidilir ve bir parça köz istenirmiş. Kürekteki közler sönmesin diye de komşuyla fazla sohbet edilmez, acele davranılırmış.

Pabucu Dama Atıldı;

Osmanlı’da tamir ettirdiğiniz ayakkabıdan memnun kalmazsanız, bu durumu esnaf heyetine şikayet eder ve haklı bulunursanız size ücreti ödeyip, ayakkabıyı da dükkanın damına atarlarmış. Damda ayakkabı gören müşteriler oraya uğramaz başka ayakkabı tamircisine bakarlarmış.

Pişmiş Kelle Gibi Sırıtmak;

Kelle paça çorbası yapan esnaflar bunu daha iyi bilirler. Hayvan kelleleri pişirildiği vakitte derileri çekilir, dişleri daha ön plana çıkar ve sanki gülüyormuş gibi de bir görüntü oluşur. Bu deyim de buradan gelmektedir.

Topun Ağzında Olmak;

Hindistan, İngilizlerin egemenliği altında olduğu yıllarda İngiliz askerler Müslüman Hintleri topun önüne bağlayarak idam etmişlerdir. Bu deyimin de buradan geldiği bilinmektedir.

 

Deyimler ve hikayeleri şimdilik bu kadar. 🙂

Rastgele yazı; Seyit Onbaşı ‘nın Kızıyla Tanışması

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir